Bazı geceler vardır takvime değil, toplumsal hafızaya yazılır.
Geçen gece Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'nin (DAGC) düzenlediği Başarılı Gazeteciler Ödül Töreni, işte böyle bir geceydi.
Erzurum, uzun zamandır, belki de ilk kez gazeteciliği kamusal hayatın asli unsurlarından biri olarak sahneye çıkardı.
Salona bakınca bunu anlamak zor değildi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Vali Aydın Baruş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri...
Protokol, deyim yerindeyse, hiç bu denli bir araya gelmemişlerdi.
Kimi zaman protokol, devletin resmi kıyafetidir kimi zaman da bir mesleğe verilen sessiz değerin görünür halidir. O gece için ikinci ihtimal daha doğruydu.
On beş ili kapsayan organizasyonda iki yüzü aşkın eser değerlendirilmiş, yirmi beş ayrı kategoride yetmiş isim ödüllendirilmişti. TRT Erzurum Radyosu'ndan Ömer Ergedik'in zarif sunumuyla ilerleyen gece, iyi planlanmış bir organizasyon (nazarlık karışıklıklar olsa da) ve bölgesel medyanın kendisine duyduğu güvenin ilanıydı.
Bu geceye bazı arkadaşlar “Doğu'nun Medya Oscarları” benzetmesi yapıyor.
Abartılı mı?
Hayır.
Çünkü büyük organizasyonların büyüklüğü dağıttıkları ödüller kadar, oluşturdukları psikolojiyle de ölçülür.
Oscar, Hollywood'un kendine duyduğu güveni temsil eder.
Pulitzer, gazeteciliğin vicdanını.
Nobel, bilimin ve edebiyatın evrensel hafızasını...
Bu tören ise, bir yandan başarılı gazetecilere ödül dağıtan bir organizasyon ama, -belki de en önemlisi- Erzurum basınının uzun yıllardır yıpranan toplumsal / kurumsal itibarını yeniden ayağa kaldıran güçlü bir semboldü.
Bu camiada herkes bilir, son yıllarda, özellikle Erzurum'da gazetecilik mesleği, ürettiği kamusal değerin çok gerisinde bir saygınlık algısıyla anılır haldeydi. Gazeteciler artık kamuoyunu şekillendiren aktörler olmaktan çok, sıradanlıkla anılmaya başlanmışlardı....